Ege Haberleri

Faili Meçhul

Faili Meçhul

Karşıma sürekli çıkıyordu şu cümle: “İçimdeki boşluğu tamamlayamadım.” Okuduğumda, duyduğumda tanıdım bendeki o tamamlanmamışlığı. Neydi bu his, neden ele geçirmişti beni ve nasıl usulca ben de teslim olmuştum ona. Göğsümü sıkıştıran bu sonsuz boşluk, ruhumun yapbozundaki parçanın eksikliğiydi. Eksiktim ve tamamlanmak için yanıp tutuşuyordum. Oysa o hep önüme çıkıyormuş, bakmadan yanından geçmişim. Şifam ‘gerçek’ sevgideymiş. Bir gün severken yüzümdeki ve kalbimdeki gülüşle fısıldadı o eksik, duydum; ‘Şifam sensin!’ Haydi, sev kendini… Senin yansıman hayatın ta kendisiymiş. Öyle beylik laflarla değil, etinle kemiğinle hissedip yaşamaktaymış. Arayışa ne gerek, bak karşında işte tam da orada al kalbine der gibiymiş meğer her şey. Bir bulutta,  bir kuşun tüyünde bir çocuğun bakışında… Şükürle, hücrelerinde dolaştığını izlediğin ‘an’da, nefes(!) alışındaki yaşam enerjinmiş. Her köşe başını döndüğünde kendine dönüyormuşsun, görememişim. Rüzgârın kanadı kanatmış bana. Uçmak fiili bir eylemden çıkmış. Uçuyormuşsun ayakların yere sağlam bastığında. Hayalinin ölçüsü her adımda seni sana yaklaştırıyormuş. Koca kadın bilgileri, onların hikayeleri faili meçhul inanışlarmış. Kocaman bilinmezlik uçurumunda öylece beklemişim. Ne yağmurlar yağdı ne fırtınalar koptu ne yazlar açtı, öylece kalakalmışım. Kimim ben diye haykırsam yolumu çizerdim kendi tuvalimde. Susmalarımla atlasaydım o uçurumdan aşağı o zaman hissedecektim kanatlarımı, süzülürken semada. Bilemedim… Sessizlik öldürürmüş. Konuşmak hekimlerin piri.

 

 

Durmak bilmeyen sorgular ve kendime yarattığım sorunlarla mücadele ederken kederimden gözlerimi kapatmışım. Kimsesiz karanlıklarda yürümeye çalıştıkça, takılıp düşmüşüm. Ne kadar düşmelere alışmışım, her düştüğümde tutunmaya çalıştığım ellerim… Yaralı ellerim… Elimde yara dokuz, yüreğimde on, çarem Bir’miş. Bir olmak! İyilikte, acının içindeki gülümsemede. Kötülüklere karşılık affetmede. Bütünün içindeki tüm’müş. Öğrendim eksik bırakıla bırakıla. Eksiğini görmeden nasıl tam olursun be Allah’ın kulu. Zayıflığını bilmeden gücünü öğrenebilir misin? Sana verilen de verilmeyen de yaşadığın her an senin hediyenmiş bil. Hediyenin paketini açarken düzenin ve dikkatin bir sonraki hediyenin mükâfatında saklıymış. Yolumuz muntazamlık oldu…

Yaratılışını anlatır kitaplar, dünyaya gönderilmen nefisten değil midir?  Arzularına yenik düşmekten. Yüzyıllardır çekilen acılar arzulardan, sevdalardan. Toprağa, kana, savaşa sebep olan sevdalar. Kadınlar, adamlar. Hayatın üzerinde kurulmuş köprü insanlar. Birbirleriyle ilişkileri, duygular, duygusuzluklar… Seni eksik bırakıp sonra seni seninle tamamlatan sevdalar… Her sevda karşılık bulacak diye bir emir koymadı yasa koyucular. Eksikliğine sıfırla gitmen bundan. Her duyguna sadık kalmak onu putlaştırmadan yaşamak mühim. Dünyaya gelirken hep mutlu olmak için senet imzalamadın Tanrı’yla. Savaşını bırak. Yaradan bir başkasının eliyle yaranı gösterdi diye kavga etme. Evini yenilerken duvarını yıkan ustaya kızabilir misin? Demiş ki Hz. Mevlana “Sen, sende kimin misafir olduğunu bilseydin hiç üzülmezdin” Bütüne teslimiyet, huzur, devasa güven ve erdemliklere…

Her ne yaparsan aşk ile…

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 1 YORUM
  1. Kenan Akkocaoglu dedi ki:

    Yüreğine sağlık…
    Her ne yaparsan aşk ile…

BİR YORUM YAZ